Pazartesi, Ağustos 11, 2008

Bir Delinin Alışveriş Güncesi

Bu aralar meşgulum hatta çok meşgulum o kadar meşgulum ki Pazar sabahı 8:25'de kalkıyorum. Ne yapıyorum, alışveriş yapıyorum. Kime kime? Sana bana. Pazar sabahı erken kalkmam kıyamat alameti sayılmazsa bile alışveriş yapmam sayılabilir.

Ben bir aksilik olmazsa alışveriş falan yapmam. Tehdit ve zorlama altında değilsem tabii ama onlar da bir çeşit aksilik olarak düşünülebilir. Hem yoruluyorum hem de kararsız bir insanım zorlanıyorum. Sık sık alışveriş yapmadığımdan yada hiç hiç alışveriş yaptığımdan dolayı bende bir fiyat nosyonu da oluşmamış oluyor. İnsanlar alışveriş yaparkan ürünlerin fiyatlarını kıyaslarlar. Normal bir insan A marka gömlek ile B marka gömleği fiyatını karşılaştırır. Bu benim için mümkün değil. Çünkü A marka gömleğin fiyat etiketi büyük olasılık son bir sene içinde gördüğüm ilk etiket. Bu şartlar altında ben gömleği bildiğim şeylerle kıyaslıyorum. Örneğin fiyatını çat diye düşünmeden bildiğim şeyler arasında bilimum elektronik eşya, balon ve nazar boncuğu var. Bu listeyi daha pek çok lüzümsuz şey ile genişletebilirim. Sonuç olarak ben karar verme aşamasında bir kilo gömlek mi daha ağır yoksa bir kilo balon mu gibi sorular soruyorum kendi kendime bu da satıcıların garibine gidiyor.

Ben denemeyi de sevmem. Bildiğim şeyleri severim ben. Örneğin öğlen yemeğinde yeni bir şey denemek istemem. Yemek yemek sevdiğim bir şey ve sadece bir hakkım varsa niye yeni bir şey deneyeyim ki? Bu soruya bir cevabım olmadığından bildiğim şeyleri yer mutlu olurum. Bana birisi bir hediye falan aldığında da uzun bir süre kullanmam onu, öyle beklerim. Yeni şeyleri açmayı sevmem. Parçayı yemem, bütünü bölmem. Doğal olarak henüz benim olmayan bir şeyi almadan önce denemem. Denemediğim için üzerime olup olmayacağını bilemem. Üzerime olup olmayacağını bilmedğim bir şeyi de almam. Bana tamamen mantıklı gelen bu zinciri de anlayabilen bir satış elemanı olduğunu zannetmiyorum.

Alışveriş ile ilgili bir başka problem ise yorucu olması. Yürüyüp duruyorsun... Aç, susuz öyle dolan dur. O kadar sıkıcı ve yorucu bir işki insan yoruluyor, çok yoruluyor. Mesela ben o kadar yoruldum ki akşam üzeri geldim 4 saat uyudum. Buna normal insanlar sızıp kalmak diyorlar. Kendimi azıcık biliyorsam çok yorulmuş olmam lazım. Yoksa ben akşamları uyumayı da sevmem. Onun yerine bilgisayar ekranına bakarım böyle boş boş bakarım bir de arada bir böyle yazılar yazarım.

Hoşçakalın..

PS: Tehlikenin farkında olmayanlar için :) NYT’ten Türkiye'ye kredi kartı uyarısı (Hürriyet)

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Sabah kalkar perdeleri yakarim, sonra geri sondurur yatarim :)

- E.