Perşembe, Nisan 10, 2008

Olan biten..

Bu aralar kafam çok karışık, her şey çok dağınık... Yani ne desem boş diyebileceğim bir dönem geçiriyorum. En iyisi dedim yazayım.

Tam olarak şu anda neler yapıyorum? Üzerimde ne var?

Evet, bu bile acaip inanmayacaksınız. Az önce hindili sandviç yerken fark ettim, sandviçi yanlış etiketlemişler. Domuz etliymiş... Hayır tadı çok yabancı, sevmiyorum hiç. Böylece geceye 1-0 yenik başlamış olduk zaten. (Yazınca çok da acaip gelmedi bu, normal galiba.)

Sonra memleketimden, yani memleketimden derken neredeyse taa köyümden mektup geldi. Zarfından tanıdık bir hava vardı zaten. Saman kağıdı görmeyeli uzun zaman olmuştu :). Saman kağıdı katlayıp, bantla kapatmak suretiyle zarfa çevirip yanlış adrese göndererek bana ulaştırmışlar. Bunu son göreli uzun zaman olmuyor mesela, ilk defa şahit oluyorum! Burayı sizlere günün bilmecesi olarak bırakıyorum? Tahmin edin bakalım bu hangi kişi yada kurum?

Ben bir yandan bir arkadaşın (V.) yedek subay sonuçlarını takip edip, diğer bir taraftan da Kore'ce pop müziği icraa eden sanaatkarları dinliyorum. Tesadüfen bir şarkı buldum, ama çok güzel. Dinleyin yani tavsiye ediyorum. Maksat bulunsun diye, sırf hizmet maksatlı buraya bir örneğini de iliştiriyorum. Arz ederim.



Bitti mi?

Bu muydu canım kardeiim dertlerin, diyor olabilirsiniz. Cevap çok sert geliyor ama, başlamadık bile.

Nikah masasına oturuyorum..

Nikah masına oturmak üzereyim işte. Bunu da asağıya bir yere iliştiriyorum. Tek amacım, aynı yazıda kaç alakasız youtube videosu kullanılır gibi saçma bir sorunun cevabını bulmak. Yanlış anlaşılmasın.

Ama şaka maka nikah masasına oturuyorum. E. ile P.'nin nikahında hem tek şahit hem de tek davetliyim :) Bestman bile olabilirim, emin değilim... Bana da ilginç geliyor. Evlilik tarihlerini bana önce Ekim, sonra Haziran en son da haftaya Cuma diye bildirdiler. 6 gündür kendi çapımda bir şok yaşıyorum. Ben davetli olarak henüz tam hazır değilim yani! Tahmin ediyorum bu konuda daha yazi yazarim. (Yeni taktiğim bu, arkası yarın atıyorum yazılarıma!) Bu firsatla buradan da kendilerine mutluluklar diliyorum. Nikah şekerlerinden birer tane alalım lütfen.

E. benim için artık eski bir tanıdık der herhalde bilemiyorum. Dedim ya kafam karışık. Hiçbir şeyden kolay emin olamıyorum..



Aradan uzun zaman geçti tabi, baska da bir ton sey oldu hatırlamak bile güç. Mesela Şubat ortasinda bir yerde Çin yeni yılı oldu, bana kırmızı zarf içerisinde bozuk para verdiler. Ne olduğunu anlamam epey vakit aldi. Her milletin acaip adetleri var bu dünyada. Bugün SF'dan olimpik meşale geçecekti ama hediye peşinden koşturdum ben gitmeye fırsat olmadı.

Sevindiğim başka bir haber ise, V., H.'ye yüzügü verdi. Her ne kadar beklenen bir haber olsa da benim için, çok sevindim yine de. (En düşük cümleyi az önce kurdum, galiba :p) Umarım düğünlerinde de orada olabilirim. Onları da tekrar tebrik ediyorum. Hatta annem de tebrik ediyor. Etti yani, ama ben söylemeyi unuttum galiba.

Buraya yazmayı özlemişim gerçekten, uzun zaman aradan sonra bu yazıyı okumak için tekrar bana zaman ayırdığınız için tesekkürler. Son söz olarak O.'ya seslenmek istiyorum. Kolay şifre seçmeyelim, seçenleri uyaralım. Hepimizin başı yanıyor sonunda. Hack'e tamam, yola devam. ... İyi adam lafının üstüne gelirmiş derler ya, yazinin tam burasin da O. beni MSN den dürttü. (Bu dürtmek yakında çok moda olacak, benden demesi. İçerden bilgi alıyorum, ya!) O da aşık olmus galiba... Evlenmekden falan bahsediyor. Ben gerekirse nikah şahidin olurun dedim. Bu konuda kariyer düşünüyorum. Aslında basit. Kimsenin ayağına basma, çiçeği kapmak için atlama. Bence özeti bu.

Son, son söz olarak çok dedikoducu hissettim kendimi. Umarım kimseyi kırmamış, kimseyi rahatsız etmemişimdir. Ayrıca teker teker evlenin lan!

Hoşçakalın..

PS: Son darbe olarak, blogger yazıdaki tüm Türkçe karakterleri aksansız karşılıkları ile değiştirdi. Yazıyı Türkçe olmayan bir klavyeden yazıyorum. Ne desem boş, elimden geldiğince düzelttim ama, bu da blogger için gelsin :



PPS: Bu yazı bitmeyecek galiba, ama hayatım sitcom. Bunu da yazıyorum. Yok yazmıyorum. Internette rastgele forumdan bulduğu telefon numarasıyle kim Dubai'i niye aradı yazmıyorum. Sonraki bölümlere artık!

Nerede Kalmıştık?

Uzun bir süredir hem yazmıyordum hem yazamıyordum. Bu sefer en uzun soluklu teknik aksaklığımızı yaşadık, toparlaması bile zaman aldı. Ondan öncede kendi tembelliğim dolayısıyla bir süre yazmadım.
Son zamanlarda, artık yaz talepleri daha sık gelmeye başladı. Ben de özür diliyorum ve kaldığım yerden devam ediyorum.
Sağlıcakla kalın..

Çarşamba, Ocak 30, 2008

Ir77's Labs - 4

En son yeniliklerin üzerinden bir hafta bile geçmeden yeni özellikler ile karşınızdayım. Eğlenmeye başladım galiba yoksa uğraşılacak iş değil. Yorum yapan okuyucu da bulmayı becerirsem tam süper olacak!

Güncellemeler:

  1. Email ile Üye Olma : Artık bu bloga email adresiniz ile üye olabilirsiniz. Yandaki formu doldurmanız bu iş için yeterli. Üye olursanız tüm yeni yazılar direk emailinize gelecek. Bu siteye sadece yorum yapmak için uğramanız gerekecek :p (hüsnükuruntu oldu di mi şimdi bu?)
  2. Yazıları Email ile Gönderebilme : Her yazının altında küçük bir zarf işareti var. Onu kullanarak beğendiğiniz yazıları arkadaşlarınıza gönderebilirsiniz. Ya da beğenmediğiniz yazıları gönderebilirsiniz. Ama bunun kime nasıl bir faydası olur bilemiyorum.
  3. Son Yorumlar : Yazılara yapılan son yorumları sağda bir liste halinde görebilirsiniz. Ama burada küçük bir sorun var. Sadece ana sayfada olan yazılara yapılan son yorumlar gösteriliyor. Yani eğer birisi gidip eski bir yazıya yorum yaparsa maalesef onu burada göremiyorsunuz. Bu liste ile size sayfamda aktif olmak için bir şans veriyorum :p. (Bu listede aktif olan Margaret Hala'ya piyangodan büyük ikramiye çıktı. Listeyle ilgilenmeyen Joe Amca ise sürekli beşde kalıyor...)
  4. SmartFeed : Yeniden düzenlenen RSS/Üyelik kısmına bir de SmartFeed linki ekledim. RSS okuyunuz ne olursa olsun bu bağlantıyı kullanarak üye olabilirsiniz.
  5. Ayrıca bir kaç ufak düzenleme yaptım. Fark edebileceğiniz sanmıyorum ama merak edenler için SnapShot önizlemelerini gereksiz olan bazı bağlantılar için kapattım.

Anlayacağınız büyükşehir çalışıyor...

Hoşçakalın ama yorum yazanlar daha da hoş kalsınlar...

Salı, Ocak 29, 2008

Doğa güzel...

Yakın zamandaki bir yazımda havaların soğukluğundan şikayet etmiştim. Yok ısınmadı, hala soğuk. Soğuk derken sıfırın altını görmüyoruz pek. Ankara'lı biri için oldukça ılıman bir kış...

Bu sefer de soğuktan şikayet edecek değilim. Bir kere yeter onun için. Bugün yolda giderken karşıdaki tepelerin üstünde kar gördüm mutlu oldum; konumuz bu :p. Aklıma Elmadağ geldi hatta. Ama pek alakası yok, böyle tek tük yüksekçe tepelerde biraz bir şey var. Elmadağ'da şimdi epey kar vardır tahminim. Zaten az, o da yakında erir gider gibi geliyor bana. Olsun, yine de güzel karı görmek uzaktan da olsa.

İşin aslı belki de karı böyle uzaktan görmek en iyisidir. Yerden üç hafta kalkmayan, buza dönüşen, adam düşüren hali her zaman o kadar da eğlenceli olmayabiliyor. (Tecrübe!..)

Bonus bilgi olarak, haftasonu'da okyanus kenarına gittim. Akşam üzeriydi ve kumsalda ancak mont ile dolaşmak mümkündü. Dalgaların yüksekliği ne kadardı bilmiyorum ama gerçekten muhteşemdiler, özellikle çıkarttıkları ses.. Huzur vericiydi diyebilirim. Bizden önce birileri ateş yakmıştı. Ateşin başına iki dakka oturup dalgaları dinlemek bile iyi geliyor insana. Fark ettiyseniz oturmuş pastoral yazılar yazıyorum, artık ne kadar hoşuma gittiğini buradan anlayın. (Resmen, bin atlı olmayan bir akında çocuklar gibi şendim!)

Özetle, doğa güzel bir şey ama soğuk değil! Bu sonuca da benden başkası kolay kolay varamazdı (:

Hoşçakalın..

Cumartesi, Ocak 26, 2008

Seni sevmediğim yalan!


Sen varsan her şey tamam sen yoksan her şey eksik. Hatta ve hatta varlığında yokluğunda yetmiyor...

Son zamanlarda email gelmez oldu. Önemli önemsiz tek bir mail bile olmuyor bazen. Bazen öyle oluyor ki bir gün boyunca hiç spam mail bile gelmiyor. Sabah inbox'ıma baktığımda sıfır mail bulmak çok acaip bir duygu. Alışmamışım, dünya ile bağlantım kopmuş gibi hissediyorum.

Biliyorum pek şikayet edilecek bir şey değil ama garip hissediyorum sadece. Biraz da nedenlerini merak ediyorum. Bunun sebeplerinden bir tanesi IM programları bence. Söyleceğin bir şey varsa msn'den yazıp gönderiyorsun. Tak diye cevabı geliyor, beklemek yok. Social networking sitelerinin de etkisi var. Biraz daha günlük, hayatın akışı içerisindeki kısa sorular için facebook emailden daha iyi bir alternatif olabiliyor.

Sonra, internet siteleri kullancılarına biraz daha saygılı olmaya başladılar. Artık her önüne gelen sürekli email göndermiyor. Bir dönem hem email gönderip hem de altına "bu spam değil tanıtım içerikli bir maildir lütfen arkadaşlarınıza gönderiniz" diyebilecek kadar saçmalayabiliyorlardı. Böyle siteler hala var ama artık herkesin de böyle siteler için ayrı bir email adresi var.

Forward mail furyası da bitti gibi bir şey. Yok, forwardcılar mucizevi bir şekilde akıllanıp bu işleri bırakmadılar. Artık bu tip saçmalıklar da social networking sitelerinden gelmeye başladı. Spam mail filtreleri de iki sene öncesine kıyasla oldukça işlevseller. Hiç tanımadığım insanlar da bana ölmeden önce milyon dolarlarını -hayır işlerinde kullanmam şartıyla- bırakma fikrinden vazgeçtiler sanırım..

Böyle giderse email normal posta gibi bir şey olacak galiba. Günde bir kere kontrol etmek yetecek. Ama bununla birlikte daha güvenilir ve daha önemli bilgilerin taşındığı bir kanal olacak. (Gerçek posta kutuma daha fazla spam geliyor bu aralar o da ayrı bir mesele...)

Son olarak, son dönemde artan yorumlar için tekrar teşekkürler. Hoşçakalın..

PS: Email üzerine gereksiz fikirlerimi dinlemiş okuyucularıma ödül olarak bir ipucu vereyim. Gerçi ben yeni keşfettim ama belki siz önceden biliyorsunuzdur. Eğer gmail kullanıyorsanız ve emailinize güvenli olarak erişmek istiyorsanız gmail'in normal adresi yerine https://mail.google.com/ 'u kullanabilirsiniz. Buradaki önemli fark, http'den sonra gelen s. Kendisi secure'un s'si. Özellikle size ait olmayan bilgisayarlardan ve wireless networklerden gmailinizi kontrol ediyorsanız eğer paranoyanızı bir miktar azaltabilir.