Salı, Ocak 22, 2008

Film İzledim: Uçurtma Avcısı

H. uzun zamandır kitabını okumam için ısrar ediyordu. Çok güzel çok güzel diye bir kaç kere önüme ittirdi ama pek oralı olmadım ben. Sıradan bir arkadaşlık hikayesi bekliyordum işin açıkcası... Yine de oldukça merak ediyordum ve filmi gelince bu merakımı en çabuk yoldan tatmin ettim.

Film (The Kite Runner - Uçurtma Avcısı) bence güzel. İkinci yarısı sürükleyici ama ilk yarısı yer yer çok yavaş. İlk yarıda da durumu görüntüler kapatıyor. Bizim için ayrı bir tad var filmde o da Farsça. Ne kadar çok kelime almışız, ilginç gerçekten. Bir ara tercümesiz anlayabileceğim sandım filmi. Teşekkür, aferin benim dikkatimi çeken iki tanesi. Ama daha çok var. ..

Görüntü güzelliği açısından da oldukça güzel sahneler var. Viran Afgan sokaklarında Mustang görmek kolay bir şey olmasa gerek... Pazar yerlerinin görüldüğü sahnelerde hoş. Filmin çekildiği yerlere yakın yaşıyor olmak, benim için apayrı bir tad oldu. Sanırım sırf bu sebepten Golden Gate manzaralı final sahnesi de güzeldi diyebilirim.

Filmin rahatsızı edici bir yönü var ama anladığım kadarıyla kitapta da böyle bir etki söz konusu. Film çıkışında kitabı okuyan bir kaç kişinin konuşmasına şahit oldum. Dediklerine göre filmde kitapta olan pek çok bölüm yokmuş ama yine de konu bütünlüğü olabildiğince yerindeymiş. Buna rağmen iki küsür saat sürüyor ki benim normlarıma göre gereğinden fazla uzun.

Tavsiye ediyorum anlayacağınız, fırsatınız olursa eğer görülmeye değer.

Pazar, Ocak 20, 2008

Brokoli Salatası

Evet, ilk defa karşınıza yemek tarifi ile geliyorum. Neden diyecek olursanız... Yaptığım bütün yemeklerin tarifini oradan buradan bloglardan buluyorum ve benim de bir katkım olsun istedim. Hem zaten okuyucu kitlem diye bir şey söz konusu olmadığından bu yazı ile kimseyi kaçırabileceğimi sanmıyorum.

Malzemeler:
  1. Brokoli
  2. Diğer normal salata malzemeleri

:) İçerikten anlayabileceğiniz üzere karmaşık bir tarif vermem mümkün değil. Yani korkuya mahal yok...

Ne yapıyoruz?

  1. Brokoliyi yıkayıp, orta boy parçalara ayırıp haşlıyoruz. Ben bir tencereye koyuyorum bunları, ağzına kadar su doldurup kaynamaya bırakıyorum. Rengi parlak yeşil olana kadar bekliyorum. Bu da yaklaşık olarak kaynamaya başladıktan 5-10 dk. sonrası oluyor.
  2. Ayrı bir tabakta bildiğiniz salatayı hazırlıyoruz. Benim favorim orta irilikte doğranmış domates ve soğan. Üzerine brokolileri ekliyoruz. Tabi suyu ile değil. Çok az suyundan da eklenebilir ama fazla değil. (Evet, vitamini gidiyor galiba!) Sonra haliyle zenytinyağı, limon, tuz ve isteğe bağlı olarak kırmızı biber...

Bitti. Yani hazır yiyebilirsiniz. Hem güzel hem hafif, oldukça da doyurucu.

Olur da yemek yapmak zorunda kalırsanız ve eskaza bu sayfaya geldiyseniz. Asıl yapmanız gereken şu: Google'dan aratmak. Sadece yemek tarifi yayınlayan çok güzel bloglar var ayrıca resimli falan da oluyorlar. Sanırım biraz da cesaret gerekebilir :)

Afiyet olsun.

PS: Bu aralar oldukça fazla yorum geliyor. Teşekkürler!

Perşembe, Ocak 10, 2008

Hava soğuk...

Daha nasil anlatayim bilemiyorum. Ankara'nin sogugu kadar degil ama soguk iste. Sabahlari disari çikinca suratim acimiyor ya da ne bileyim yerler buz degil ama yataktan çikmak istememi engelleyecek kadar soguk.

Üstelik sicak olmasi gereken bir cografyadayiz. Hiç bir seye soguga göre tasarlanmamis ki... Evi klimayla isitmaya çalisiyorduk baktik olmadi elektrik sobasina geçtik. Elektrik sobasi dediginin elektrik kismini bosver kaldi sana soba. Koyuyorsun bir odaya, kapatiyorsun kapiyi... Evin geri kalanina girmekle kuzey kutbuna gitmek arasinda pek bir fark kalmiyor. (Soba kismini at diyecek olan olur diye de pesinen söyleyeyim, o zaman da elektrik kaliyor. Bu alet çalisirken baska bir sey çalistir çaat... Ne oldu? Sigorta atti. !!!***)

Ben de battaniyenin altina girip televizyon izlemeye basladim aksamlari. Yiyecek, içecek ivir zivir ne varsa aliyorum onlari da yanima. Uzun zamandir böyle düzenli televizyon izlemiyordum, görev bilinciyle her aksam 1 saat izliyorum. Güzel diziler oluyor. Hem de böyle 20-25 dakikalik seyler, adami yormuyolar. (90 dk. dizi mi olur be, film olur o. Gider sinemada izlersin.) Ayrica battaniyenin alti ne güzel abi, sicacik...

Maksat yazilar da kopukluk olmasin diye yapmadigim seyi yaptim günlük olaylar raporuna girdim. Ben ajans olmadigima göre niye böyle bir sey yaptigimi açiklamak güç. Ama olur da açiklama getirmek isterseniz hemen kisa bir yorum yazabilirsiniz :p

Iyi aksamlar efendim..

Perşembe, Ocak 03, 2008

2008

Öncelikle hepinizin yeni yılı kutlu olsun. Herkese sağlık ve mutluluklar dilerim. Gönlünüzce bir yıl geçirmeniz dileğiyle...

Fırsattan istifade, bu sayfayı okuduğunuz için teşekkür de etmek istiyorum. İster tesadüfen gelip sadece tek bir yazı okumuş olun ister sitenin en az güncellendiği günlerde bile düzenli aralıklarla gelip gidenlerden olun. Yorum yapanlara ayrıca teşekkürler.

My 2008 Resolution

Bu yazıda 2008 ile ilgili her şeyi kapsamaya kararlıyım. Başlık ağır çalıntı durdu ama bu zımbırtının da tam bir Türkçe karşılığını bulamadım. 2008'de yapmaya niyetli olduklarım gibi bir şey. Aynı şeyi çok isteksizce 2007 için de yazmıştım ve neredeyse yüzde yüz başarı oranına ulaştım. Bu sene daha inançlı bir şekilde yapıyorum yani. Burada anahtar nokta çok abartmamak galiba. Benim bu seneki listem şu şekilde:
  • Hayatıma sporu daha aktif bir şekilde sokmak. 2007'de bu yönde az da olsa adımlar attım ama bu seferki hedefim düzenli spor yapan biri olmak.
  • Sıcak denizlere inmek. Şaka maka 2008 bitmeden sıcak kabul edilebilir bir denizde yüzmek istiyorum.
  • Erteleme huyunu ertelemek. Hayatımda ıvır zıvır, büyük küçük her şeyi ertelediğimi fark ettim. Bu bezginlik halinden sıyrılıp daha dinamik bir yapıya bürünmek amacım. Gene yabancılardan alıntılayacak olursak procrastinationa da sinamekiliğe de son ulan.
  • Son olarak boş zamanlarımı düzenli dolduracak bir aktivite bulmak. Yemek okulu bile olur yani sadece çok fazla bilgisayara bakmalı bir şey olmasın yeter.

2007'de Neler oldu, Neler yaşandı?

Çok hızlı geçti diyemeyeceğim yıllardan oldu. Başı bir türlü, ortası bir türlü, sonu bambaşka bir türlü geçti. Özünde benim açımdan olumlu bir yıl oldu. Binbür türlü değişiklik oldu hayatımda ki hala yaşıyor olmam iyiye işaret.

Hayatı sitcom tadında yaşadığıma delalet getirdim 2007'de. İlk gününde son gününe kadar fantastik olaylar, fantastik insanlarla doluydu. Tahminim bunun filmi de çekilir.

Hayat da küçük değişikliklerin çok önemli olduğunu öğrendim ayrıca. Böyle uzun süre bekleyip büyük değişiklikler yapmaktansa her gün küçük bir şeyi değiştirip aynı zamanda elindekini korumak çok önemli. Özetle evi temiz tutalım, aldığımızı yerine koyalım. 3 ay evi kirletip sonra da 3 gün 3 gece temizlik şenlikleri yapmak hiç eğlenceli değil. Bu özet aslındaki aklımdaki şeyle alakasız oldu ama bence özünde o da önemli bir mesaj veriyor...

Schopenhauer'in bir kaç denemesini okuyup adamın ne kadar ilginç tespitleri olduğunua şaşırdım. Adamın manyak olduğuna da karar verdim o ayrı. Bu dengesizliği, tutarsızlığı sevmek aslında benim bünyede doğuştan mı var nedir acaip zevk veriyor. Ama bu son kısmının 2007 ile alakası yok, ben buna uzun zamandır inanıyorum.

2008'de Neler Olacak?

İnanır mısın, bilmek istemem. Zaten bilemem de. Hem bilsem çok sıkıcı olurdu eminim. Direk 2009'a atlamak falan isterdim. Güzel şeyler olacak bence ama dediğim gibi bilemiyorum... Çok merak ediyorsanız ama gazete okuyor bence. Bu aralar tam falcı mevsimi olsa gerek.

Yalnız 2008'in, daha ziyade 2000'li yılların benim için biraz hayal kırıklığı olduğunu söylemeliyim. 95 civarında 2000 yılı benim için çok uzak görünürdü. Çok uzun zaman vardı daha gelmesine. Yıl 2008 oldu, oldukça yaşlandık, ne uçan arabalar var piyasada ne de alüminyum renkli üniformalar giyiyoruz. Kandırıldık bence, paramızı geri mi istesek?!!

2007'nin En'leri nelerdi peki?

2007'nin en sevdiğim kişisi kendim oldum yine. Son bilmem kaç yıldır hatta kendimi bildim bileli bu böyle. İzlediğim en sıcak film müzikleriyle Beynelmilel oldu (ben bu sene izledim en azından), en eğlendiğim film Simpsonlar, en içimi bayıltan ise Golden Compass (Altın Pusula ??) oldu.

En çok dinlediğim şarkı Yarabbi Şükür (Göksel) olsa gerek. Arabada dinliyorum çünkü, ister istemez daha sık olmuş oluyor.

Beni en derinden etkileyen spor olayı ise Galatasaray'ın UEFA grubundan çıkması oldu. Yani, sevindim nihayetinde ama nasıl oldu hala anlamış değilim.

Yeni yıla nasıl girdin?

Otomobil vasıtasıyla girdim... Trafiğin tıkanması ve bilimum değişik şeyler sebebiyle beş altı saat kadar arabada vakit geçirdim. Saat 12'de de bir otoparkta idim. Şaka falan değil, gerçek. Ama otopark çok katlıydı ve en üst katında çok güzel havai fişek manzarası vardı! :p Hayatımın sitcom tadında olduğunu söylemiştim sanırım...

Bonus

Son olarak televizyoncu tabiri ile bir VTR'miz var. Buraya kadar okumuş herkese yeni yıl hediyesi olarak, sevgiler...

Pazartesi, Aralık 31, 2007

Vanilyalı Yoğurt

Böyle şekerli, tatlı tutlu bir şey.. öörgh


Bilenler bilir yemek konusunda hassasım biraz. Yeni tadlara da açık falan değilim. Zaten bir gün içinde sınırlı sayıda yemek yeme hakkım var, onları da bildiğim güzel şeylerden kullanmaktan yanayım. Yeni şeyleri deneyeceğime bildiğim şeyleri adam gibi yerim mottosu ile hareket eden ben kişisinin vanilyalı yoğurtla ne işi olabilir o halde? Yanıt basit: olamaz.

Kendisini yanlışlıkla aldım. Bu memlekette aradığım gibi yoğurt bulmak zor. Yoğurt dediğin ismin yalın halinde güzel olan bir şey. İçine ıvır zıvır niye koyuyorlar hiç anlamıyorum. Ben bunu rafta gördüm ve niyeyse bir an için gözüme çok sade gözüktü. Hatta beyaz bir kutusu bile vardı. O kadar sade ve güzel gözüküyordu ki ben yoğurt bittikten sonra o kabı atmamaya bile karar vermiştim. İçine haşlanmış patates falan koyacaktım. Koleksiyona katacaktım ben onu! Bu saf ve temiz görünüşün altında sakladığı vanilyayı göremedim ben.. Bu yanlışlıklar zincirinin ilk halkası oldu.

Duruma eve döndüğümde de uyanmadım. Orada fark etsem kendisini bu sefer başka bir koleksiyona katabilirdim. Buzdolabımda altı aydan uzun süredir duran nesneler gibi mesela... Olabilecek en son anda fark ettim durumu, ağzıma aldıktan sonra! Tam yemek yapmışım böyle salçalı falan, ekmek banmışım, soğan kırmış onu yemişim ve son hamle vanilyalı yoğurt! Hiç güzel bir tercih değil bence.

İstemeden de olsa yeni bir şey denemiştim ve bu beni hiç mutlu etmemişti. Bu olayın üstüne yemeğime devam edebilecek kadar zevksiz biri olmadığımdan akşam yemeği için ayırdığım günün prime timeını düşünmeye ayırdım. Bu yoğurt ne için üretilmiş olabilir? Çok kolay olmadı bir cevap bulmak. Ama tatlı bir tadı olduğu düşünüp aslında tatlı olarak üretilmiş olabileceğine karar verdim.

Her neyse, daha sonra kendisini akşamları yemek üstüne yedim bir kaç kere. Mesela şu anda yiyorum, güzel be aslında... Hiç fena değil. Demek ki her şeyin bir yeri ve zamanı varmış. Bu sonuca varabildiğim için çok zeki olduğumu bile düşündüm bir an için. Ama bu da vanilyalı yoğurt gibi bir yanılsamadan ibaret!

Sağlıcakla kalın..

PS: Burası çok önemli. Hatta bence tamamen yeni bir yazı konusu. Sütlü tatlılar. Bu memlekette en büyük eksiklik bu. Bence bu tatlıların birazını tatsalar yoğurdu berbat etmeyi bırakırlar. Her neyse, bir önceki yazımda belirttiğim üzere geçen hafta E. 'yi ziyaret ettim. Onunla bayram dolayısıyla bir yere yemeğe gittik. Orada uzun bir aradan sonra kazan dibi yedim. Kendisi en sevdiğim tatlıdır desem yalan olmaz. Üstelik oldukça iyiydi. Uzak muzak ama sırf o tatlı için bile arada bir gitmeye değer. Yaklaşık 200 km'den bahsettiğimi hatırlayınca birden kendimi çok obur hissettim!..