Cuma, Temmuz 27, 2007

Ne Dinliyorum?

Uzun bir aradan sonra ses veriyorum. Buradayım. Anlatacak çok şey var ama yazacak kadar heyecan yok.

Neden yazamıyordum uzun zamandır... Paragrafa girerken fark ettim ki aslında hesap vermek de istemiyorum. Oldu işte bir şeyler. Taşındım, daha ne olsun ki zaten. Hayatımda ilk defa yaptığım bir şey, zormuş da hani.

Konunun özüne dönersek Red Elvises dinliyorum. Bir kaç parçalarını ve biraz dağınık bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Nasıl oldu? KZSU'da rasgele duymak suretiyle. Aklımda kalan üç beş kelime şarkı sözünden şarkıyı, şarkıdan grubu, gruptan bu siteyi buldum.

Siz neler dinliyorsunuz peki, gibi bir soruyla da bitirmek istiyorum. Bayık başladım bayık bitiriyorum!

Pazartesi, Haziran 04, 2007

Ne Dinliyorum?

Evet uzun bir aradan sonra yeni bir ne dinliyorum yazısı daha. Ama bu sefer ki bambaşka son 5 gündür, günde 10 defa civarı dinliyorum bunu. Büyük olasılık kısa bir süre sonra sıkalacağım ama neyse artık.

Huzurlarınızda :

Sarah Connor - You Are My Desire (Naughty but Nice)

Kendisi güzel bir Alman abla lütfen diğeri ile karıştırmayın.

Ayrıca bu şarkısını çok beğendiğimden, hatta gördüğüm herkese de bir şekilde dinlettiğimden albümünü dinlemeye karar verdim. Bence albümü o kadar iyi değil, o da ayrı bir mesele.

Son olarak, bu şarkıyı ilk defa Burhan oynarken dinledim (Avrupa Yakası 126). Yani, ben bu melodiyi nereden hatırlıyorum diyorsanız da, işte oradan.

İyi dinlemeler.

Perşembe, Mayıs 31, 2007

Mayıs Hakkında

Haziran'a yaklaşırken aklıma geldi yine, baharın ve yılın en sevdiğim ayı Mayıs'tır. Bu tercihim için hiçbir sebebim olmadığı gibi kendimi açıklama yapmak zorunda da hissetmiyorum. Ama daha normal bir insan gibi gözükmek istediğim zamanlarda kullanabileceğim pek çok bahanem var.

Mesela, kendimce önemli tarihler hep bu ayın içine denk gelegelmiştir. Belki de bu ay içinde olan her şey benim için önemlidir. Doğanın da bu ayı sevdiğini söyleyebiliriz. Öyle olmasa bu kadar güzel olabilir miydi penceremin dışındaki hayat şu güzel günlerde.

İnsanları daha bir fazla seviyorum Mayıs'ta, hele kendimi en çok seviyorum(!). Bak bunun sebebini de bilemiyorum işte. Garip bir şey bence...

Dışarıda bir masada oturarak yemek yemek için de en güzel zamandır. Nisan soğuk olur, Haziran'sa sıcak. Mayıs'ta ise hafif esinti olur, güneş bana gülümser.

Mayıs gençtir ayrıca. Bahar yorgunluğu falan olmaz bu ayda. Yazın rehaveti hiç olmaz. Kıpır kıpır olur insanın için, mutlu olur neşelenir.

Abartıyorum farkındayım, ama ne yapayım seviyorum işte... :)

Hayat güzel, Mayıs güzel; iyisi mi keyfini çıkartın...

Çarşamba, Mayıs 23, 2007

- 24 -

Arayan, soran, kutlayan mesaj gönderen, duvara yazı yazan, email atan, kart gönderen, mum üflerken yanımda olan, yemek ayarlayan, yemeğe gelen, sürpriz yapan, unutmamış gibi yapan, unuttuğuna üzülen, iyi ki doğdun diyen, sarılan, öpen, el sıkan, mum diken, mumları yakan, dilek tut diyen, fotoğraf çeken, yanımda olan, yanımda olamayan, yaşlandın iyice diyen, gününü şaşırmayan, geç de olsa hatırlayacak olan,

beni seven

herkese tek tek teşekkürler.

Ahmet :)

Cuma, Nisan 06, 2007

Gelecekte gökyüzünde neler olabilir ?

İşte bir istekle daha karşınızdayım. Ruh halim karışık, istekse bir o kadar güzel. İnsanın hayal gücünü zorlamak için ortaya atılmış adeta. Birlikte düşünelim bakalım: Neler olabilir gökyüzünde, gelecekte?

Tekno-Gökyüzü

Biraz hayal gücümüzü falan bir kenara atıp, şöyle en teknik haliyle ve basitçe düşünürsek. (Böyle yapanlara mühendis mi diyorlardı?) Gökyüzünde uydular olacaktır hem de çok fazla miktarda. İş belki kişisel uydular düzeyine kadar bile inebilir. Uzay yolculuğu daha geniş bir kitleyi ilgilendirecektir. Üstelik uzun uçuşların, atmosfer üstü yüksekliklerde gerçekleştirilmesi de mümkün. Bu da gökyüzünde daha fazla insan yapımı alet göreceğiz demek. Casus uydular, casus uçaklar, insansız gözetleme araçları da dahil.

Biraz daha orta uzun vadeye bakacak olursak, uzayda insan kolonileri de olabilir. Düşünsenize Ay'a hatta ve hatta Mars'a kurulmuş bir insan kolonisi. Haaa, ne yaparlar orada, ne yer ne içerler bilemem ama gelecekte gökyüzünde olabilir bunlar.

Gerçi bu şimdiye kadar saydıklarım gökyüzü tanımı içine girer mi bilemem. Gökyüzü nedir peki? Gökyüzü belki de bakıp da görebildiğimiz yer kadardır. Bilemem. Herkesin gökyüzü farklı farklı bence. Benimkisi çok uzaklara kadar uzanıyor ama.

Uçuyorum kuşlar gibi, özgür değilim.

Belki çok uzak olmayan bir gelecekte uçan küçük arabalarımız olur Jetgillerdeki gibi. İşe gideriz biz onlarla. İnsanlar bir gün kendilerine kanat takmayı bile başarsalar, kanatlarını özgürce uçmak için kullanmazlar, kullanamazlar. Belki de onun için kanatlarımız yoktur kim bilir?

Bence daha güzeli Geleceğe Dönüş serisindeki filmlerden birinde görülene benzer uçan kaykaylarımızın olması. Suyun üstünde gitmeseler de olur benim için. En azından kaykay, zevk için var olan bir şey.

Demem o ki, çeşitli şekillerde uçan insanlar görebiliriz gökyüzünde. Hem de dog fight vs. gibi can sıkıcı şeyleri düşünmemize gerek kalmadan. Çok çok trafik sıkışıklığı bir de tehlikeli sürücüler, o kadar da olur canım. Ne demek istediğimi sanırım Beşinci Element yada Azınlık Raporu filmlerinin trafik sahnelerine göz atarak anlayabilirsiniz.

Evet, bak burası çok ciddi. Elime ilk fırsat geçtiğinde alacağım şöyle tek motorlu bir şeyle, ben de uçacağım. Yani beni de görebilirsiniz gökyüzünde, gerçi bu sizin için eğlenceli bir şey olur mu bilemem. Çok hoşunuza gitmemiş bile olsa, ben de isterem diyorum başka da bir şey demiyorum.

Haydi Abbas vakit tamam

Belki de çok çok uzak bir galakside gökyüzünde iki tane ay olabilir. Hatta daha fazla da olabilir. Çok da güzel olur. Düşünsenize yıl 2417 falan, insanlık olarak dünyayı bitirmiş Alpha Centauri'ye yerleşmişiz. Bir yandan iç savaşlar, bir yandan uzaylılarla savaşlar. Ama iki tane ayı var gezegenimizin, hem de pek güzeller. Aydede de güzeldi ama bunların da geri kalır yanı yok hani.

Çok agresif bir hayal oldu aslında savaşlar falan. Boşverin siz savaşları, ben size bu hayalin akşamcı modunu anlatayım. Şimdi misal biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkarken en az iki alternatifimiz olacak. Üstelik dolunay da daha fazla gözlenebilecek. Ve haliyle yakamoz da... Abbas'ın işi ise biraz zorlaşabilir. O kadar aya işin gücün yoksa tek tek erken çıkmaları için haber sal.

Karanlık, simsiyah ve umutsuz

Çok mu garip geldi. Halbuki bence en gerçekçi olasılık bu. Gelecekte gökyüzünde sadece derin bir karanlık görebiliriz. Doğayı bu hızla tahrip ederken, bir gün dünyayı güneş panelleriyle çevirmek zorunda kalabiliriz, ya da atmosferin en altında yeni bir is katmanı oluşabilir kim bilir. O zaman gökyüzünde hiç bir şey göremeyiz sanırım.

Gerçi hiç bir şey göremememiz hiç bir şey olmayacağı anlamına da gelmez. Güneşten enerji toplamaya yarayan, ve bizi zararlı ışınlarda koruyan kalkan benzeri şeyler olabilir. Bu güneş enerjili su ısıtma sistemleri gibi, ama çatı yerine gökyüzüne yerleştirmişiz sadece.

Ya da insanlar olarak toptan yeraltı sığınaklarında yaşamak zorunda kalabiliriz. O zaman da gökyüzünü çok çok kameralarla falan görürüz. Ama eğer öyle bir şey olursa kimse bu yazıyla daha fazla ilgilenmez zaten. Öyle ya yeryüzünde ne olduğunu bile bilemeyebiliriz, kaldı ki gökyüzü...

Toparlıyorum, sabır lütfen

Elimden geldiğince yazdım bir şeyler. Hep dediğim gibi umarım istek sahiplerini mutlu etmişizdir. Ve bu kadar yazı yazmamın mükafatı olarak bana bir istek hakkı verirseniz, gökyüzünde gelecekte umut olmasını isterim başka da bir şey değil.